Kalp Matematiği-Kalp Gözü

Bir arkadaşımdan gelen müthiş bir yazı. İstifadenize sunulur.

Yüzyıllardır gelmiş geçmiş üstatların, bilgelerin, peygamberlerin en azından 1 kez olsun gönül gözü diye adlandırdığı şey gerçek oluyor. Kalbimizin sadece vücudumuza kan pompalayan bir organ olmadığı bilim tarafından son yıllarda giderek daha iyi anlaşılıyor. Kalbin daha önceden bilimin fark etmediği, ama sözde daha ilkel toplumların çoktan fark ettiği, bildiği bir dolu yönü de bilim tarafından fark edilmeye başlandı. Mesela kalbimizde NORONLAR bulundu. O sebeple de kalp nakli yapılan bazı insanlarda daha önceden olmayan alışkanlıklar, özellikle de daha önceden olmayan yeni yeme alışkanlıkları ortaya çıkabiliyor. KALP İLE BEYİN ARASINDA BİR KÖPRÜ BULUNDU. Bu köprünün henüz ne yaptığı bilinmiyor. Muhtemelen BİLGİ taşıyor. Çünkü nöron demek bize ait bilgiler demek. Ya bizim kalbe kayıt ettiğimiz, ya da doğuştan gelen…

Kalbimizin beynimizden 100 kere daha güçlü elektrik alan ve 5000 kere daha güçlü manyetik alan ürettiği saptandı. O kadar güçlü manyetik bir alan ki 22.000 mil uzaktaki uydudan bile ölçülebiliyor. Dünyanın manyetik alanındaki dalgalanmalardan biz insanların etkilendiği biliniyordu, ancak bizim kalbimizin yaydığı manyetik alanın dünya manyetik alanını etkilediği pek bilinmiyordu. Yeryüzünün manyetik alanları ve bu alandaki dalgalanmalar uydulardan düzenle olarak ölçülüyor. Örneğin ikiz kulelerin yitildiği 11 Eylül günü dünyanın manyetik alanlarında bilim adamlarının anlayamadığı anormal bir sapma olmuş. Sonradan araştırdıklarında o gün televizyonlardan kulelerin yıkılma görüntüsünü dünyanın çeşitli yerlerinden izleyen insanların duyduğu üzüntüden kaynaklandığı anlaşılmış. Kalbe dayalı yaşamı geliştirmek için bir Kalp Matematiği Enstitüsü bile kurulmuş. Belki internetten girip bakmak isterseniz diye İngilizcesini de yazayım: IHM, açık hali ile ‘Institute of Heart Math’. Başında Howard Martin adında bir bilim adamı var. Sürekli kalp zekâsı ve kalpten evrene yayılan dalgalarla ilgili çeşitli bilimsel araştırmalar yapıyorlar. Aslında tavsiyem, belkiye bırakmayın, mutlaka bu web sitesini ziyaret edin. Bu enstitünün misyonu kalbe dayalı yaşamı geliştirmek, insanların stres düzeylerini azaltıp kalp ve beyin ilişkisinin COHERENCE dedikleri durumda kalabilmelerini sağlamak. Bir de Global Coherence adını verdikleri bir yeryüzü manyetik alanı ile insan kalbi ve beyin manyetik dalgaları arasındaki ilişkiyi gözlemleyen bir proje ya da sistem kurmuşlar. Coherence (uyum, ahenk, eş fazlı) durumunda kalp ve beyin dalgaları arasındaki ilişki uyumlu oluyor ve ölçülebiliyor. 0.10 hertz olduğunda coherence yani uyum gerçekleşiyor. Ve bu dalga boyuna gelebilmek ise ancak bir başkası için şefkat, çare, takdir, affetme ve şükran duyguları hissettiğinizde oluyor. Bu durumda olmak ise sizin bağışıklık sisteminizin güçlenmesine, hastalıklarınız varsa iyileşmesine yardımcı oluyor, stres harmanları düzeyi düşüyor. Ayni zamanda yeryüzü manyetik alanı ile de uyum içerisinde oluyorsunuz. Hatta coherence durumunda olup olmadığınızı ölçmek için bir alet bile geliştirmişler. Aletin adi da EM Wave. Artık bazı bilim adamları bu aleti takip dolaşıyor. Eğer uyum durumunda değilseniz alet de kırmızı ışık yanıyor. Kalp ve beyin arasındaki iletişim uyumlu ise yani takdir, şükran ve sevgi duyguları içerisindeyseniz alet yeşil yanıyor. Tabii kırmızı görünce hemen toparlanıp, bir dakika ben ne düşünüyorum, hissediyorum da kırmızı yanıyor diye kendinizi yoklamanız gerekiyor. Ve hemen zorla da olsa kendinizi daha olumlu duygular hissetmeye yönlendiriyorsunuz. Sizdeki yeşil ışıktan hem sağlığınız, hem de dünya manyetik alanı olumlu etkileniyor. Bir sure sonra kendinizi iyice eğitip muhtemelen artık çoğunlukla yeşil ışıkta kalmayı başarıyorsunuz. Bir de elinizi bizzat kalbiniz üzerine koymak da, elin yarattığı baskı yüzünden zihnin dikkatini oraya çekip kalbe inmeyi, kalple bağlantı kurmayı kolaylaştırıyormuş. Bu sitede stresi azaltmak, kalp boyutunda yaşamayı öğretmek için başka teknikler de var. Kısacası artık analitik zihinlerimizden uzaklaşıp daha çok kalp boyutunda yaşamayı mutlaka öğrenmemiz gerekiyor. Bilim de bunu soyluyor: “Şu kâinatın akla dayandığı veya en azından anlaşılır olduğu ki bu dini duyguya daha yakındır, bütün bilimsel çalışmaların temelini tescil eder, bu kanaat ayni zamanda benim inanç anlayışımı oluşturur… Albert EINSTEIN”

Tabii burada yeri gelmişken değinmek isterim. Kuranda kalp ile ilgili geçen ayetleri incelediğimde yazı ile paralel giden bir çok ayet tespit ettim. Onları da aşağıda istifadenize sunuyorum.

  •  (32-33) Ve kendilerine şöyle denecektir: “İşte sizlere; daima Allah’a yönelen, O’nu aklından çıkarmayan, görmediği halde rahmândan çekinen ve tamamen rabbine dönük bir kalp ile gelen kimseye vaad edilen cennet!
  •  (100-10) Ve kalplerde gizlenenler ortaya konduğu zaman;
  •  (83-14) Hayır! Doğrusu şudur ki, yapıp ettikleri kalplerini kaplayıp karartmıştır.
  •  (67-13) Sözünüzü ister gizleyin isterse açığa vurun; unutmayın ki O, kalplerin içindekini bilmektedir.
  •  (64-4) Göklerde ve yerde olanları bilir, gizlediklerinizi ve açıkladıklarınızı da bilir ve Allah kalplerin derinliklerinde olanı da bilmektedir.
  •  (57-6) Geceyi gündüze katar, gündüzü de geceye katar. O kalplerde olanı çok iyi bilir.
  •  (40-19) Allah, gözlerin kötü niyetli bakışını ve kalplerin sakladıklarını bilir.
  •  (23-63) Hayır! O inkârcıların kalpleri bu hususta tam bir bilgisizlik karanlığı içindedir, onların bunlar dışında da hep yapıp durdukları nice (kötü) işleri vardır.
  •  (22-46) Yeryüzünde hiç dolaşmıyorlar mı ki ibret almış kalplere yahut işitmiş kulaklara sahip olsunlar! Şu bir gerçek ki gözler körleşmez, fakat göğüslerdeki kalpler körleşir.
  •  (8-43) Allah rüyanda onları sana az olarak göstermişti, eğer onları sana çok gösterseydi korkup çekinirdiniz, savaşma konusunda görüşleriniz çelişirdi, fakat Allah korudu. Şüphe yok ki O kalplerin gizlediğini eksiksiz bilmektedir.

Yukarıda sıralanandan çok daha fazla ayet bulunmakta Kuranda. İncelemenizde fayda var. Ayetlerde geçen kalp kavramı ile bilimsel çalışmalar örtüşüyor.

 

Paylaşmayı unutmayın!